BT Eğitim Kurucusu Bülent Morten Röportaj

Eğitim Verdiğimiz Kişilerin Şirketlerine Verimli Bir Çalışan Olmasını Amaçlıyoruz

İşsizlik oranı artsa da bilişim alanında eğitimli elaman bulmak düşündüğünüzün aksine oldukça güç. Yaptığı yatırım ve başarılı çalışmalar ile bilişim sektörümüzün eğitimli elaman ihtiyacını karşılamaya çalışan BT Eğitim yoluna emin adımlarla devam ediyor. Sektörümüzün ihtiyaçları ve yeni trendler konusundaki sorularımızı BT Eğitim Kurucusu Bülent Morten’e yönlendirdik.

Bizlere BT Eğitimin macerasından bahsedebilir misiniz?

BT Eğitim 2001 yılında kurulmuş bir şirket. Bu şirketi kurmadan önce İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanlığı görevini yürütüyordum. Orada başlatmış olduğumuz Cisco Networking Academy kurslarımız vardı ve üniversiteden ayrıldıktan sonra benzer bir görevi BT Eğitim ile birlikte hayata geçirdik. O günden bu güne her sene yaklaşık yüzde 30 ile 40 arası büyüyen bir şirketiz. Firmamızda hali hazırda 38 kişi çalışıyor. Bunların 20’ye yakını eğitmen. Ana konumuz bilgisayar ağları. Bu amaçla Cisco ve F5 Networks’ün eğitim ortaklığını üstlenmiş durumdayız. Son iki senedir Cisco’nun Türkiye’deki en iyi eğitim partneri seçildik. Son dönemde yeni gelişen Bulut Bilişim gibi teknolojileri sebebiyle yavaş yavaş yazılım ve sistem tarafında da eğitim çözümlerimizi sunmaya başladık. Microsoft ve Suse’nin eğitim ortaklıklarını almış durumdayız. Bunun yanı sıra yine ihtiyaçlar doğrultusunda ağ konusunda yazılım geliştirmek için girişlerimiz bulunmakta. Genel olarak ilk 500 şirketin bizimle ilgili konularında hemen hemen hepsinin ilgili departmanlarındaki çalışanlarına eğitim veriyoruz. Sektörde adı bilinen bir kurumuz ve güçlenerek yolumuza devam ediyoruz.

Uzun yıllardır mesleki eğitimler veren bir kurumsunuz. Türkiye’nin mesleki eğitim konusunda nerede olduğunu düşünüyorsunuz?

Açık sözlü olmak gerekirse iyi durumda değiliz. Günü kurtarmak adına güzel şeyler yapıldığını söyleyebiliriz. Konusunda iyi eğitim veren birçok şirket ve üniversite bulunmakta. Buradan mezun olan kişilerin kurumlardaki verimli çalışma süresi ise 6 ay ile 2 yıl arasında değişiklik gösteriyor. Ancak dünyada işler daha hızlı yapılmak için evrimleşiyor. Ve kişilerin okudukları okul veya eğitim sürecinde kendilerini yetiştirmeleri gerekiyor. Hala mezun olan kişilerin yeterli seviyede olmadığının farkındayız. Özellikle üniversitelerin bilim adamı ile tekniker yetiştirmek arasındaki farkı anlamadıklarını görüyoruz. Tabii ki bilim adamı yetiştirmek zorundayız. Müfredat buna uygun yapılandırılabilir. Ama Türkiye’de birçok şirket ARGE yapmıyor ve günlük operasyonlarını sürdürmek için çabalıyor. Kullanılması gereken donanım, yazılım ve sistemler bulunmakta. Bunlar için de farklı bir ihtiyaç söz konusu. Tekniker diye adlandırılan kişilerin ikinci planda olmaması gerekiyor. Çünkü bir mühendis ile bizim ihtiyaçlarımızı karşılayacak kişilerin tanımı farklı. Bizim net olarak tekniker ihtiyacımız bulunmakta. Firmaların bünyesinde çalıştırdığı kişilerden alması gereken bir verim var. Bizler bu verimi artırabilmek için gereken mesleki eğitimleri vermeye çalışıyoruz. Teknoloji çok hızlı gelişiyor ve Türkiye’de insan kaynağı açısından ciddi açıklar var. Biz kendi konumuzda şimdiye kadarki deneyimimizle birlikte açıkları giderecek şekilde konumlanmış durumdayız. Amacımız eğitim verdiğimiz kişilerin şirketlerine en kısa sürede verimli bir çalışan olmasını sağlamak.

BT Eğitim olarak sunduğunuz eğitimleri rakiplerinize göre farklı kılan nedir?

Bu işe bir eğitim firması olarak başlamış olsak da hali hazırda firmalara danışmanlık ve kurulum hizmetleri de vermekteyiz. Kutu satan bir şirket değiliz. Fakat günün sonunda eğitim verilen ilgili konuda tecrübe sahibi olmasını da istiyoruz. Biz eğitmelerimizi projelerde kullanarak tecrübe sahibi olmalarını sağlıyoruz. Bununla birlikte öğrencilerine sadece teorik bilgiyi değil, tüm birikimlerini aktarabiliyorlar. Bunun yanı sıra çalıştığımız sektördeki sistemler pahalı, küçük bir buzdolabı büyüklüğündeki bir sistemin fiyatı 500 bin dolarları bulabiliyor. Bu konuda da yatırımlarımızı güncel tutuyoruz. Eğitim laboratuvarımızda yaklaşık 3 Milyon TL değerinde cihaz bulunmakta. Her gelen öğrencimize laboratuarımız üzerinde eğitim vererek cihazlar üzerinde deneyime sahip olmasını amaçlıyoruz. Bunu başka bir yerde elde etmeleri mümkün değil. Bu sayede öğrencilerimiz iş hayatlarına atılmadan önce aynı ortam üzerinde çalışarak deneyim sahibi olabiliyorlar. Bu da bizi tercih eden kişiler için büyük bir avantaj. Kısacası burada tecrübe ve deneyimimizi öğrencilerimize aktarıyoruz. Yani sadece teorik eğitim vermiyoruz.

6F2A0251

Türkiye’de veri merkezi uygulamaları ve güvenlik konusunda öncü olan firmalardan bir tanesisiniz. Bu konuda Türkiye’yi nerede görüyorsunuz? Verdiğiniz eğitimler katılımcılara gelecekte ne sağlayacak?

Günümüzde veri merkezleri sadece donanım ve yazılımı alıp işletmeye başlayacağınız bir yapı değil, bir ekosistem içerisine dahil edip kendinize veya müşterinize hızlı bir şekilde servis sunmanız gerektiren yapılar haline gelmiş durumda. Amazon gibi dünyanın en büyük veri merkezi firmalarına baktığınızda birkaç dakika içerisinde hizmet sağladığını görüyoruz. Tabii ki bu kısa süre zarfında ağ, yazılım ve sistem tarafında arka planda birçok işlem gerçekleştiriliyor. Bunun için ciddi entegrasyonların yapıldığına şahit oluyoruz. Kullanılan cihaz veya uygulamaları tek tek çok iyi kullanan ve bunları bir hizmet verecek şekilde tasarlayan birçok çalışan sektörde mevcut. Fakat bu cihaz ve uygulamaları birlikte kullanmaya kalktığınızda arada yapılması gereken entegrasyonlar bulunuyor. Biz şu anda buna odaklanmış durumdayız. Biz Cisco’nun ve Microsoft’un yapısal olarak nasıl çalıştığını biliyoruz ve bunların bir veri merkezi içerisinde uyumlu ve sorunsuz çalışması için arge çalışmalarına devam ediyoruz.

Müşterinize hizmet vermek için arka tarafta yapılması gerekenler konusunda eğitimler vermeye çalışıyoruz. Hepsini tek tek anlatıyoruz. Ayrıca bunların entegrasyonları sırasında yapılması gereken işlemleri ve kavramları anlatmaya çalışıyoruz. Hemen belirteyim sektörümüzdeki birçok problem kavramların oturmamasından kaynaklanıyor. Biz bir anlamda eğitimlerimize katılan kişilere resmin tamamını göstermeye çalışıyoruz. Eğitim metodolojimizi tümden gelme üzerine kurmuş durumdayız. Önce resmi gösteriyoruz daha sonra bunun içindeki komponentleri insanlara aktarıyoruz. Türkiye’deki eğitim sistemi ise bizimkinden biraz farklı. Liseden de hatırlarsanız; hepimiz tüme varmaya çalışan bir sistem ile eğitildik. Biz eğitimlerimizde katılımcılarımıza farklı bir vizyonu vermeye çalışıyoruz.

Temelde baktığınızda teknoloji konusunda geliştirilen ürünler bir iki günde ortaya çıkmış değil. Ürünler kullanıcıların beğenisine sunuluncaya kadar belli bir süre geçiyor. Bu süre içerisinde insanlar yavaş yavaş gelişen teknolojiye ayak uyduruyorlar ve ürün çıkınca ürünün yapabildiklerini anlamakta zorlanmıyorlar. Bizim hem devlet kurumları hem de özel sektörde anlamakta zorlandığımız şey ise ürünlerin tek tek çalışmakta zorlanması değil, ürünlerin beraber çalışırken en hızlı şekilde hizmetin verilebilir duruma gelmesi. Entegrasyon konusunda henüz farkındalık yaratmış değiliz. Biz hep hazır olanı kullanma yönünde hareket ediyoruz. Önümüzdeki günlerde firmalara nerelere yatırım yapması konusundaki gereklilikleri ve entegrasyonun önemini anlatmaya çalışacağız.

Cisco ACI nedir? Bunun kurumlara yararları neler ve bu konuda sunduğunuz eğitimler var mı?

Cisco ACI, Cisco’nun hali hazırda vizyonunda bulunan SDN çözümü olarak karşımıza çıkıyor. BT Eğitim olarak Cisco’nun ACI konusunda Türkiye’deki ilk ATP’siyiz (Authorized Technology Provider). SDN geniş bir konu ama temelinde, şu anda mevcut çalışan ağların sistemlerin de entegre edilerek günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda daha kolay uygulama entegrasyonu sağlanabilecek yapıda çalışmasının sağlanması olarak alçılayabilirim. Günümüzde oyun değiştiren bir teknoloji olarak görülüyor. Şu anda yurt dışındaki ve Türkiye’deki ihtiyaçlar arasında farklıklar var. Hali hazırda müşterilerimize bunun nasıl yarar sağlayacağı ve ACI ile neler yapabilecekleri konusunda geliştirdiğimiz eğitim programlarını duyurmuş durumdayız. Bu konuda yaptığımız yatırım sayesinde Cisco ACI’ın nasıl çalıştığını hem partnerlerimiz hem de müşterilerimiz görebilecek.

Eskiden birçok cihazı tek tek konfigürasyon yaptığımız bir yapıdan artık tek bir yönetim paneli üzerinden kontrol edebileceğimiz altyapıya geçiliyor. Veri merkeziniz, felaketten kurtarma yapınız ve ağ içerisindeki yapılandırmanız tek bir noktadan yönetim imkanına sahip olacak. Bu altyapılar kullanılan sanallaştırma çözümleriyle birlikte entegrasyonun yapılmasının ardından hem daha güvenli hem de daha kolay geliştirilebilir bir yapıya sahip olunacak. Buradaki farklılık daha önceden bilgi sahibi olunan ağ yapılarının farklı bir platforma taşınması gerekliliği. Bir anlamda yeni şeyler öğrenilmesi gerekiyor. Bizim görevimiz bunların anlaşılmasını sağlamak. Sektör bu tarz bir yönelme içerisindeyken müşterilerimizin de bu konuda bilgi sahibi olmasını ve kendini yönetebilir hale gelmesini sağlamayı amaçlıyoruz.

Bunun yanı sıra ACI ile birlikte başka bir ihtiyaç da ortaya çıkıyor. Eski sistemlerde konsol üzerinden yönetim paneline girip konfigürasyon yapıyorduk. Şimdi ise bu işleri yapacak kişilerin biraz daha uygulama yazabilir olması gerekiyor. Tabii ki herkesin yazılım geliştirici olmasını beklemiyoruz. Fakat çalışan arkadaşların buradaki kavramları anlaması ve neyi nerede kullanacaklarını bilmesi gerekecek. Bu konuda dünya ile paralel yolumuza devam ediyoruz. Cisco’nun ACI’a yaptığı yatırım oldukça büyük ve biz de onu takip etmeye çalışıyoruz.

BT Eğitim olarak 2015 yılının ikinci yarıyıl yol haritanızdan bahsedebilir misiniz?

Normalde ağ sektöründe çok hızlı değişiklikler olmaz. Fakat yeni gelen Cisco ACI ile birlikte farklılıklar yaşadığımızı görüyoruz. Yeni teknolojiler ve kavramlar kısa süre önce hayatımıza girdi ve çok kısa süre içerisinde de bunları müşterilerimize aktarmak durumdayız. Öncelikle LAN yapısından Layer 2, Layer 3 ağların ACI’a nasıl geçiş yapılacağını anlatacağız. Bunun için eğitimlerimizi planladık ve takvimimize aldık. Sonbaharda ağ konusunda çalışan kişilere günlük hayatlarında kullanabilecekleri yazılım araçlarını öğreteceğiz. Bunlardan ilki Python (programlama dili) eğitimi olacak. Bu süreçte Python’un ağ uygulamaları içerisinde nasıl kullanılacağını göstereceğiz. Yine bu eğitim içerisinde bir takım veri formatlarının ağ üzerinde nasıl kullanıldığını, ağ cihazlarının yönetimini yaparken otomasyonda kullanılan sistemlerin kullanımını kapsayan bir müfredatımız olacak. Bunu sektöre bir tür borç olarak görüyoruz. Biz öğrettiğimiz cihazları kullanıyoruz sektörümüzün de bunları kullanması gerekli.

Bunların dışında uzaktan eğitim ile ilgili çalışmalar var. Uzaktan eğitim çok geniş bir konu. Fakat bilgiyi müşterilerimize daha hızlı aktarmak istiyoruz. Yerleşik eğitim veriyoruz ve bunun yanında da buradaki eğitimleri kaydederek video ile müşterilerimize sunacağız. Buradaki amacımız hem fiyatları ucuzlatmak hem de daha çok kişiye erişebilmek. Bunun yanı sıra İstanbul ve Ankara’daki ofislerimizin dışındaki illere de kolaylıkla ulaşmış olacağız. Buradaki amacımız Cisco ve F5’in sunduğu içerikler dışında kendi içeriklerimizi üreterek müşterilerimize deneyimlerimizi aktarmak.

Teknoloji konusunda kendini geliştirmek ve meslek edinmek isteyenlere tavsiyeniz neler?

Öncelikle insanların çalışmak için sevdikleri bir alan bulması gerekiyor. Biz mesleğimize aşığız ve onunla yatıp onunla kalkıyoruz. Bunun ardından kişilerin kendilerine yatırım yapmaya başlaması gerekli. Bu yatırım bize gelerek olabilir veya internet üzerindeki kaynaklardan da yararlanabilirler. Fakat bilgilerin öğrenilebilmesi için kişilerin meraklı olması şart. Bir çok kişi bizlere nereden başlayalım sorusunu soruyor. Bu başlı başına bir sorun. Biz öğrencilerimize sektör hakkında detaylar vererek hangi konulara yönelmeler olacağını anlatıyor ve bu konuda onlara yön vermeye çalışıyoruz. Toparlamak gerekirse; meraklı olacaksınız, kendinize yatırım yapacaksınız ve her zaman çalışacaksınız. Ben 43 yaşındayım, üniversiteye girdiğimden bu yana çalışıyorum. Aynı şekilde etrafımda bulunan arkadaşlarda bu şekilde hayatlarına devam ediyorlar. Yatarak para kazanmak diye bir kavram yok. İşinizle ilgili ne kadar çok şey öğrenirseniz ne kadar kendinizi farklılaştırırsanız o kadar aranan bir adam oluyorsunuz.

Bizim bu konuda öne çıkan başarı hikayelerimiz vardır. Mesela benim kardeşim petrol mühendisliği okudu fakat şu anda güvenlik konusunda oldukça ileri bir düzeyde eksper olarak çalışıyor. Bir kişinin bu düzeye gelmesi 5-6 yıl sürüyorsa ilk iki yılda kendine yaptığı yatırım sayesinde oluyor. Şirketlerde istihdam problemi var diye konuşsak da bizim sektörde yok. Eğer belli bir düzeyi aştıysanız iş bulmanız oldukça kolay. Bizi elaman açığı için arayan birçok şirket var ve sektörde bu açığı karşılayacak sayıda yetişmiş eleman yok. Bizim görevimiz giriş seviyede bulunan kişileri yetiştirerek eğitimli birer uzman yapmak. Şunu da eklemek istiyorum. İlk işinizi seçerken paradan çok çalıştığınız şirketin size neler katacağını da göz önünde bulundurmalısınız. Sektörümüzde fırsat çok ve bu fırsatların değerlendirilmesi gerekiyor.