Huawei Türkiye Bulut ve Bilişim Çözümleri CTO’su Fatih Akgül, BT Günlüğü’ne verdiği röportajda Türkiye’nin Huawei’nin küresel yapılanmasındaki konumunu, yapay zekâ yatırımlarını, veri merkezi altyapılarının enerji ihtiyacını ve şirketin yerel iş ortaklarıyla geliştirdiği ekosistem modelini değerlendirdi.
Türkiye’nin teknoloji yatırımları açısından stratejik pazarlardan biri olduğunu belirten Akgül, Huawei’nin Çin dışındaki odak ülkeleri arasında Türkiye’nin de bulunduğunu ifade etti. Akgül’e göre Türkiye’nin teknoloji alanında gelişime ve iş birliklerine açık yapısı, ülkeyi Huawei açısından önemli pazarlardan biri haline getiriyor.
Huawei Türkiye için yapay zekâ tüm sektörlerin gündeminde
Röportajın en önemli başlıklarından biri yapay zekâ dönüşümü oldu. Fatih Akgül, yapay zekânın artık belirli sektörlerle sınırlı bir teknoloji olmadığını, farklı iş süreçlerinin tamamında karşılık bulduğunu belirtti.
Özellikle üretim, depo ve lojistik çözümleri ile çağrı merkezleri yapay zekânın aktif biçimde kullanıldığı alanlar arasında öne çıkıyor. Güvenlik uygulamalarından sağlık ve enerji sektörlerine kadar geniş bir kullanım alanı bulunduğunu belirten Akgül, şirketlerin yapay zekâ dönüşümüne uyum sağlamak için altyapılarını da yeniden ele alması gerektiğine dikkat çekti.
Bu yaklaşım, yapay zekânın yalnızca yazılım tarafında değerlendirilemeyeceğini gösteriyor. Büyük dil modelleri, üretken yapay zekâ uygulamaları ve gerçek zamanlı veri işleme gibi iş yüklerinin yaygınlaşması; veri merkezi kapasitesi, ağ altyapısı, depolama ve enerji yönetimini de doğrudan etkiliyor.
Yapay zekâ altyapısında enerji verimliliği kritik hale geliyor
Akgül’ün dikkat çektiği bir diğer konu ise yapay zekânın artan işlem gücü ihtiyacının enerji tüketimi üzerindeki etkisi oldu.
Yapay zekâ dönüşümüyle birlikte veri merkezleri ve bilişim altyapılarının enerji ihtiyacının ciddi biçimde artabileceğini belirten Akgül, geleceğin altyapılarında yalnızca yüksek performansın yeterli olmayacağını vurguladı. Güvenilirlik, sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği yeni nesil bilişim altyapılarının temel kriterleri arasında yer alacak.
Bu noktada yapay zekâ yatırımlarının ekonomik boyutu da önem kazanıyor. İşlem kapasitesindeki artış enerji tüketimini yükseltirken, işletmeler açısından toplam sahip olma maliyetinin kontrol altında tutulması gerekiyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde veri merkezi yatırımlarında performans kadar enerjinin ne kadar verimli kullanıldığı da belirleyici olacak.
Huawei’nin bu alandaki yaklaşımı, bilişim altyapısının enerji verimliliğiyle birlikte değerlendirilmesine dayanıyor. Yapay zekâ kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte enerji yönetimi, soğutma sistemleri, güç altyapısı ve donanım verimliliği gibi başlıkların teknoloji yatırımlarındaki ağırlığının daha da artması bekleniyor.
Huawei Türkiye doğrudan satış yerine iş ortağı ekosistemini büyütüyor
Huawei Türkiye’nin çalışma modelinde iş ortakları da önemli bir yere sahip. Fatih Akgül, Huawei’nin müşterilere mümkün olduğunca doğrudan ulaşmak yerine farklı alanlarda uzmanlaşmış iş ortakları üzerinden kapsamlı çözümler oluşturmayı hedeflediğini aktardı.
Bu model özellikle regülasyonların ve sektörel ihtiyaçların farklılaştığı alanlarda önem kazanıyor. Finans sektörünü örnek gösteren Akgül, bankacılık teknolojilerini ve Türkiye’deki regülasyonları bilen iş ortaklarıyla birlikte çalışmanın, yapay zekâ çözümlerinin müşterinin gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesini sağladığını belirtti.
Buradaki temel yaklaşım yalnızca bir teknoloji ürününün müşteriye sunulması değil; sektörel bilgi, yerel uzmanlık, regülasyon bilgisi ve Huawei teknolojilerinin aynı ekosistem içerisinde bir araya getirilmesi.
Bu nedenle Huawei Türkiye açısından iş ortağı ekosisteminin genişletilmesi, yapay zekâ ve bulut bilişim yatırımlarının ölçeklenmesinde kritik bir rol oynuyor.
20’den fazla üniversiteyle teknoloji ve yetenek iş birliği
Röportajda Huawei Türkiye’nin insan kaynağı ve yetenek gelişimine yönelik çalışmaları da gündeme geldi. Akgül, şirketin 20’den fazla üniversiteyle birebir iş birliği yürüttüğünü belirtti.
Bu kapsamda üniversitelerde teknoloji dersleri, kariyer günleri ve çeşitli eğitim çalışmaları gerçekleştiriliyor. Programlara katılan öğrencilerin Huawei teknolojileri ve yapay zekâ gibi güncel teknoloji alanlarında bilgi edinmesi hedefleniyor.
Akgül, bu çalışmaların yalnızca üniversite öğrencileriyle sınırlı kalmadığını, yüzlerce profesyonelin de Huawei ekosistemine kazandırıldığını ifade etti. Şirketin önümüzdeki dönemde bu eğitim ve yetenek geliştirme çalışmalarını sürdürmesi bekleniyor.
Türkiye’nin yapay zekâ dönüşümünde altyapı ve ekosistem belirleyici olacak
Fatih Akgül’ün değerlendirmeleri, Türkiye’de yapay zekâ dönüşümünün yalnızca yeni uygulamaların geliştirilmesinden ibaret olmayacağını ortaya koyuyor. Yapay zekânın üretimden lojistiğe, çağrı merkezlerinden sağlığa ve enerji sektörüne kadar yaygınlaşması; daha güçlü, güvenilir ve enerji verimli bir bilişim altyapısına ihtiyaç doğuruyor.
Önümüzdeki dönemde şirketlerin yapay zekâ yatırımlarında üç temel başlığın daha fazla öne çıkması beklenebilir: işlem gücü ve altyapı kapasitesi, enerji verimliliği ve sektörel uzmanlığa sahip teknoloji ekosistemleri.
Huawei Türkiye açısından ise bu dönüşümün merkezinde yapay zekâ, bulut bilişim, altyapı teknolojileri ve güçlü bir yerel iş ortağı ağı bulunuyor. Üniversitelerle yürütülen yetenek geliştirme programları da bu yapının uzun vadeli insan kaynağı ayağını oluşturuyor.
BT Günlüğü olarak Huawei Türkiye Bulut ve Bilişim Çözümleri CTO’su Fatih Akgül ile gerçekleştirdiğimiz röportajın tamamını videomuzdan izleyebilirsiniz.







