PwC’nin 29. Küresel CEO Araştırması, iş dünyası liderlerinin gelir artışı beklentilerinde belirgin bir gerilemeye işaret ediyor. Yapay zekâ yatırımlarının sınırlı finansal geri dönüşü, teknolojik dönüşüm baskısı ve artan jeopolitik riskler, CEO’ların önümüzdeki döneme daha temkinli yaklaşmasına neden oluyor.
PwC, Dünya Ekonomik Forumu’nun yıllık toplantısı kapsamında açıkladığı 29. Küresel CEO Araştırması sonuçlarıyla, küresel iş dünyasının içinde bulunduğu belirsizlik ortamını rakamlarla ortaya koydu. Türkiye dahil 95 ülkeden 4.454 CEO’nun katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, CEO’ların yalnızca %30’unun önümüzdeki 12 ayda gelir büyümesine yüksek düzeyde güvendiğini gösteriyor.
Bu oran, geçtiğimiz yıl %41, 2024 yılında ise %50 seviyesindeydi. Türkiye özelinde ise tablo daha temkinli: Türkiye’deki CEO’ların yalnızca %24’ü kısa vadeli gelir artışı konusunda iyimser.
Belirsizlik çağında gelir beklentileri neden zayıflıyor?
Araştırma, gelir büyümesine dair güvenin azalmasında üç ana faktörün öne çıktığını ortaya koyuyor: yapay zekâ yatırımlarının sınırlı finansal karşılığı, teknolojik dönüşümün hızı ve küresel jeopolitik risklerin artışı.
CEO’ların %42’si, şirketlerinin iş modellerinin ve operasyonel süreçlerinin teknolojik değişimin hızına ayak uydurup uyduramadığından endişe duyuyor. Bu durum, dönüşümün yalnızca teknoloji yatırımıyla değil; organizasyonel çeviklik, yetkinlik dönüşümü ve liderlik kapasitesiyle birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor.

PwC Türkiye: “Hız, stratejinin önüne geçmemeli”
Araştırmayı değerlendiren PwC Türkiye Kıdemli Ortağı Cenk Ulu, şu ifadeleri kullandı:
“29. Küresel CEO Araştırmamız, iş dünyasının bir ‘bekle-gör’ döneminden ziyade ‘hızlı adaptasyon’ sınavı verdiğini gösteriyor. Türkiye’deki CEO’larımızın gelir büyümesine olan güveninin %24’e gerilemesi, makroekonomik belirsizliklerin ve teknolojik dönüşüm baskısının bir yansıması. Yapay zekâ yatırımlarının somut bir büyüme motoruna dönüşmesi, doğru liderlik ve yetkinlik dönüşümüyle mümkün olacaktır.”
Ulu’ya göre belirsizlik çağında fark yaratan şirketler, yalnızca yeni teknolojilere yatırım yapanlar değil; bu teknolojileri sürdürülebilir iş modellerine dönüştürebilenler olacak.
CEO’ların “dönüşüm” kaygısı derinleşiyor
Araştırma sonuçları, CEO’ların teknolojik değişim karşısında ciddi bir dönüşüm baskısı hissettiğini gösteriyor. Küresel CEO’ların:
- %42’si, iş süreçlerinin teknolojik değişimin hızına yetişememesini en büyük endişe kaynağı olarak görüyor
- %24’ü, mevcut inovasyon kapasitelerinin belirsiz bir geleceğe yeterince hazır olup olmadığını sorguluyor
- %19’u, şirketlerinin orta ve uzun vadede ayakta kalmasını sağlayacak adımların yeterliliğinden emin değil
Bu tablo, dönüşümün artık yalnızca IT departmanlarının değil, doğrudan üst yönetimin gündeminde olduğunu ortaya koyuyor.
Yapay zekâ yatırımları neden beklenen etkiyi yaratamıyor?
Yapay zekâ kullanımı hızla yaygınlaşmasına rağmen, finansal sonuçlara yansıması küresel ölçekte henüz sınırlı. Araştırmaya göre CEO’ların yalnızca %12’si, yapay zekâ yatırımlarının hem gelir artışı hem de maliyet avantajı yarattığını söylüyor.
Buna karşılık, CEO’ların %56’sı yapay zekâdan henüz somut bir fayda görmediğini ifade ediyor. Bu durum, yapay zekânın deneysel kullanım aşamasından çıkıp, ölçeklenebilir ve ölçülebilir iş değerine dönüştürülmesi gerektiğine işaret ediyor.
Siber güvenlik ve jeopolitik riskler ön planda
Önümüzdeki 12 aya ilişkin risk algısında CEO’ların en çok endişe duyduğu başlıklar şöyle sıralanıyor:
- Siber riskler: %30
- Enflasyon: %25
- Jeopolitik gerilimler: %23
- Yükselen ticaret tarifeleri: %20
Özellikle Çin (%28) ve ABD’deki (%22) CEO’lar, gümrük tarifelerinin işlerini doğrudan etkileyeceğini belirtirken; CEO’ların %29’u bu tarifelerin kâr marjlarını azaltacağını öngörüyor.
Son 12 ayda küresel CEO’ların %33’ü veri kullanımı ve gizliliği, %29’u ise yapay zekâ güvenliği ve “Sorumlu Yapay Zekâ” konularında paydaşlarından doğrudan sorular aldığını ifade ediyor.
CEO’lar için kritik soru: Hız mı, sürdürülebilirlik mi?
PwC’nin 29. Küresel CEO Araştırması, iş dünyasının artık yalnızca büyüme değil, dayanıklılık ve uyum yeteneği üzerinden değerlendirildiğini gösteriyor. Teknolojik dönüşümün hızlandığı, jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde CEO’lar için temel mesele; hızlı hareket etmek ile sürdürülebilir strateji arasında doğru dengeyi kurabilmek.





