Türk Telekom, COP31 Mesajını EuroCup Sahasına Taşıdı: Yarına Sözümüz Var

Türk Telekom sürdürülebilirlik yaklaşımını sporun birleştirici gücüyle buluşturan şirket, COP31 öncesinde iklim değişikliğiyle mücadeleye dikkat çekti. Ankara’da Siauliai Basketball ile oynanan EuroCup karşılaşmasında Türk Telekom oyuncuları, plastik atıkların geri dönüşümünden elde edilen ipliklerle üretilen formalarla sahaya çıktı. Geri dönüştürülmüş malzemelerden hazırlanan “Yarına Sözümüz Var / Our Commitment to Tomorrow” pankartı da şirketin sürdürülebilirlik mesajını uluslararası basketbol sahnesine taşıdı.

Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31’inci Taraflar Konferansı (COP31), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Zirvenin Master Partner’ı ve “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olan Türk Telekom, çevresel sürdürülebilirlik yaklaşımını spor organizasyonları ve teknoloji yatırımları üzerinden görünür kılmayı hedefliyor.

EuroCup sahasında geri dönüştürülmüş forma ve çevre mesajı

20 Ekim’de oynanan Türk Telekom-Siauliai Basketball EuroCup B Grubu karşılaşması, iklim değişikliğine yönelik farkındalık çalışmasına da ev sahipliği yaptı. Türk Telekom oyuncularının plastik atıklardan geri dönüştürülen ipliklerle üretilmiş formalar giymesi, döngüsel ekonomi ve kaynakların verimli kullanılması konularını spor gündemine taşıdı.

Karşılaşmanın resmi seremonisinde sporcular, atık malzemelerden geri dönüştürülerek hazırlanan kanvas üzerine işlenen “Yarına Sözümüz Var” mesajlı pankartın arkasında bir araya geldi. Tribünde yer alan “Sahada rakip, dünya için aynı takımdayız” mesajı ise iklim değişikliğiyle mücadelenin ortak sorumluluk gerektirdiğine vurgu yaptı.

Bu tür uygulamalar, sürdürülebilirlik mesajlarının yalnızca raporlar, kurumsal açıklamalar ve konferanslarla sınırlı kalmadan geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabiliyor. Spor organizasyonları; taraftarlar, sporcular ve farklı ülkelerden izleyiciler arasında ortak bir iletişim zemini oluşturduğu için çevre farkındalığı açısından etkili bir kanal olabiliyor.

Bununla birlikte geri dönüştürülmüş malzeme kullanımının çevresel etkisini değerlendirmek için ürünlerin üretim süreçleri, kullanılan geri dönüştürülmüş ham madde oranı, su ve enerji tüketimi ile ürünlerin kullanım ömrü sonunda nasıl değerlendirildiği gibi göstergelerin de dikkate alınması gerekiyor.

Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin
Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin

Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin: Teknoloji sürdürülebilir gelecek için araç

Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, teknolojiyi yalnızca günümüzün ihtiyaçlarına yanıt veren bir güç olarak değil, daha yaşanabilir bir geleceğin inşasında kullanılabilecek önemli bir araç olarak gördüklerini belirtti. Şahin, sürdürülebilirliğin şirketin iş stratejilerinin merkezinde bulunduğunu ve teknoloji birikimini çevresel ve toplumsal faydaya dönüştürmeyi hedeflediklerini ifade etti.

COP31 kapsamındaki rolüne de değinen Şahin, dijital dönüşüm ve teknoloji alanındaki birikimlerini Antalya’daki zirveye taşımayı, “Yarına Sözümüz Var” yaklaşımını somut uygulamalarla desteklemeyi amaçladıklarını kaydetti. Şirketin iklim değişikliği farkındalığını artırmak için sporun birleştirici gücünden yararlanması da bu yaklaşımın bir parçası olarak konumlanıyor.

Telekomünikasyon sektörü açısından sürdürülebilirlik, yalnızca çevre temalı iletişim çalışmalarından ibaret değil. Mobil ve sabit ağların enerji tüketimi, baz istasyonlarının verimliliği, veri merkezlerinin soğutma gereksinimleri, ekipmanların kullanım ömrü ve elektronik atıkların yönetimi de sektörün çevresel performansını belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.

GES yatırımlarıyla 530 MWp kurulu güç hedefi

Türk Telekom’un sürdürülebilirlik çalışmaları, farkındalık faaliyetlerinin yanı sıra yenilenebilir enerji ve şebeke verimliliği yatırımlarını da kapsıyor. Şirketin açıkladığı hedefler arasında, Sivas’ta devreye alınan 128 MWp kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali’nin ardından Malatya ve Ağrı’daki yatırımlarla toplam GES kurulu gücünü 530 MWp seviyesine çıkarmak bulunuyor.

Türk Telekom, bu yatırımlarla yıllık yaklaşık 800 GWh enerji üretimine ulaşmayı hedefliyor. Bu büyüklükteki bir üretim kapasitesi, şirketin enerji ihtiyacının yenilenebilir kaynaklarla karşılanması ve elektrik tüketiminden kaynaklanan dolaylı emisyonların azaltılması açısından önem taşıyor.

Burada kurulu güç ile yıllık enerji üretimi arasındaki farkı ayırmak gerekiyor. MWp, güneş enerjisi sistemlerinin tepe güç kapasitesini ifade ederken GWh belirli bir dönem boyunca üretilen enerji miktarını gösteriyor. Gerçek üretim; güneşlenme süresi, tesislerin kullanılabilirliği, panel performansı ve diğer işletme koşullarına bağlı olarak değişebiliyor.

Bu nedenle 530 MWp kurulu güç ve yıllık yaklaşık 800 GWh üretim hedefinin gerçekleşme düzeyi, tesislerin devreye alınma takvimi ve yıllık üretim sonuçları üzerinden değerlendirilmeli. Şirketin kendi enerji tüketimiyle bu üretimin ne ölçüde örtüştüğü de sürdürülebilirlik performansını anlamak açısından önemli bir gösterge olacak.

Yeşil şebekeler ve akıllı şehir teknolojileri öne çıkıyor

Türk Telekom, yenilenebilir enerji yatırımlarının yanı sıra yeni nesil yeşil şebeke mimarisi, enerji verimliliği çözümleri ve akıllı şehir uygulamalarıyla karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor.

Telekomünikasyon ağlarında enerji verimliliği, artan veri trafiği ve dijital hizmet talebi nedeniyle giderek daha önemli hâle geliyor. Şebeke ekipmanlarının daha verimli çalışması, enerji tüketiminin izlenmesi, kapasitenin ihtiyaca göre yönetilmesi ve altyapı kaynaklarının daha etkin kullanılması, işletme maliyetlerini azaltırken çevresel performansa da katkı sağlayabiliyor.

Akıllı şehir çözümleri de trafik yönetimi, aydınlatma, enerji kullanımı ve altyapı izleme gibi alanlarda kaynakların daha verimli kullanılmasına yardımcı olabiliyor. Ancak bu teknolojilerin toplam çevresel faydası değerlendirilirken sensörler, iletişim altyapısı, veri işleme sistemleri ve cihazların yaşam döngüsü boyunca oluşturduğu enerji tüketiminin de hesaba katılması gerekiyor.

Bu çerçevede dijital dönüşümün sürdürülebilirlik üzerindeki etkisi, yalnızca yeni teknolojilerin devreye alınmasıyla değil, bu teknolojilerin ölçülebilir enerji ve kaynak tasarrufu sağlayıp sağlamadığıyla ortaya çıkıyor. Türk Telekom sürdürülebilirlik

CDP değerlendirmeleri ve 2053 net sıfır hedefi

Türk Telekom, çevresel performansını uluslararası değerlendirmeler kapsamında da takip ediyor. Şirketin açıklamasına göre Türk Telekom, 2025 yılında CDP İklim Değişikliği Programı’nın Global A Listesi’nde yer aldı ve CDP Su Güvenliği Programı’nda da yüksek başarı notu elde etti.

CDP değerlendirmeleri, şirketlerin iklim değişikliği ve su güvenliği gibi çevresel konulardaki açıklamalarını, risk yönetimi yaklaşımlarını ve performanslarını izlemek açısından kullanılan araçlar arasında bulunuyor. Bununla birlikte bir değerlendirme listesinde yer almak, tek başına şirketin toplam emisyonlarının ne ölçüde azaldığını göstermez. Emisyon verileri, enerji tüketimi, hedeflerin kapsamı ve zaman içindeki ilerleme birlikte incelenmeli.

Türk Telekom, yenilenebilir enerji yatırımları ve dijital çözümler aracılığıyla Türkiye’nin 2053 net sıfır vizyonuna katkıda bulunmayı amaçlıyor. Bu hedef doğrultusunda enerji üretiminin yanı sıra şebekelerin verimliliği, operasyonel emisyonlar ve tedarik zincirinin çevresel etkileri de önem taşıyor.

COP31 öncesinde teknoloji sektörünün iklim sorumluluğu

Antalya’da 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek COP31, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında ülkelerin, kamu kurumlarının ve özel sektörün gündeminde yer alacak. Türk Telekom’un EuroCup karşılaşmasında yürüttüğü farkındalık çalışması, şirketin zirve öncesinde sürdürülebilirlik mesajını uluslararası bir spor platformuna taşıma girişimi olarak öne çıkıyor.

Teknoloji sektörü, dijitalleşme sayesinde enerji ve kaynak kullanımının daha verimli yönetilmesine katkı sunabilir. Öte yandan iletişim ağları, veri merkezleri ve dijital cihazlar da enerji tüketimi ve elektronik atık gibi çevresel etkiler oluşturuyor. Bu nedenle sektörün iklim hedeflerine katkısı, dijital çözümlerin sağladığı faydaların kendi çevresel ayak iziyle birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.

Türk Telekom’un geri dönüştürülmüş formalarla verdiği mesaj, yenilenebilir enerji yatırımları ve yeşil şebeke yaklaşımıyla birlikte ele alındığında şirketin sürdürülebilirlik gündeminin farklı boyutlarını ortaya koyuyor. Bu yaklaşımın uzun vadeli etkisi ise açıklanan hedeflerin gerçekleşmesi, enerji üretim sonuçları ve emisyon azaltımının ölçülebilir verilerle izlenmesiyle daha net görülebilecek.