Vertiv tarafından yayımlanan yeni rapora göre; yapay zekâ (AI), dijital ikizler ve uyarlanabilir sıvı soğutma teknolojileri, veri merkezlerinin hem tasarım hem de operasyonel modellerini kökten dönüştürüyor. Artan işlem yoğunluğu, gigawatt ölçeğinde büyüme ihtiyacı ve veri merkezlerinin artık tekil birer “bilişim birimi” olarak konumlanması, bu dönüşümün temel itici güçleri arasında yer alıyor.
Vertiv™ Frontiers raporu, kurum genelindeki uzmanların katkılarıyla hazırlanarak; yapay zekâ için güç altyapılarının evriminden, dağıtık AI mimarilerine ve yeni nesil sıvı soğutma yaklaşımlarına kadar veri merkezi inovasyonunu şekillendiren kritik trendleri ele alıyor.
Yapay Zeka Çağında Veri Merkezleri Ölçek Değiştiriyor
Vertiv Ürün ve Teknoloji Direktörü Scott Armul, yapay zekâ uygulamalarının veri merkezi tasarımını temelden değiştirdiğine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulunuyor:
“Yapay zekâ iş yüklerinin talep ettiği yüksek işlem gücü ve hızlı devreye alma beklentileri, veri merkezi sektörünü tasarım, kurulum ve işletme süreçlerinde radikal değişikliklere zorluyor. Artan işlem yoğunluğu, veri merkezlerinin gigawatt seviyelerinde ve çok daha büyük ölçeklerde kurulmasını gerektiriyor.”
Bu ölçek büyümesi; daha yüksek voltajlı DC güç altyapıları, gelişmiş sıvı soğutma sistemleri, yerinde enerji üretimi ve dijital ikiz teknolojilerinin hızla benimsenmesini beraberinde getiriyor.
Vertiv Frontiers: Veri Merkezlerini Dönüştüren Beş Temel Trend
Rapora göre yapay zekâ ve yüksek performanslı bilişim (HPC), veri merkezlerinde yalnızca donanım gereksinimlerini değil; mimari yaklaşımı ve operasyonel felsefeyi de değiştiriyor. Bu dönüşümü şekillendiren beş ana başlık öne çıkıyor.
1. Yapay Zekâ İçin Güç Altyapısının Dönüşümü
Günümüzde pek çok veri merkezi, şebekeden BT kabinlerine kadar uzanan hibrit AC/DC güç dağıtım mimarileri ile çalışıyor. Ancak çok sayıda enerji dönüşüm noktası, verimlilik kayıplarına neden oluyor.
Yapay zekâ iş yüklerinin beraberinde getirdiği yüksek güç yoğunluğu, daha yüksek voltajlı DC altyapıların önemini artırıyor. Bu mimariler;
- Akımı azaltarak enerji kayıplarını düşürüyor
- Daha ince kablo kesitleriyle altyapı karmaşıklığını azaltıyor
- Güç dönüşümünü oda seviyesinde merkezileştirerek ölçeklenebilirliği artırıyor
DC standartları olgunlaştıkça, yüksek raf yoğunluklarına sahip veri merkezlerinde bu mimarilerin daha yaygın hale gelmesi bekleniyor. Yerinde enerji üretimi ve mikro şebekeler de bu dönüşümü hızlandıran unsurlar arasında yer alıyor.
2. Dağıtık Yapay Zekâ (Distributed AI)
Büyük dil modelleri (LLM) için yapılan milyarlarca dolarlık yatırımlar, yapay zekânın bireyler ve kurumlar için yaygın bir hizmet haline gelmesini sağladı. Ancak Vertiv’e göre, bu hizmetlerin nerede ve nasıl sunulacağı kurumdan kuruma değişecek.
Finans, savunma ve sağlık gibi regülasyonun yoğun olduğu sektörlerde;
- Veri egemenliği
- Düşük gecikme gereksinimleri
- Gizlilik ve uyumluluk
nedenleriyle yapay zekâ uygulamaları bulut yerine kurum içi veya hibrit veri merkezlerinde çalıştırılacak. Bu noktada yüksek yoğunluklu iş yüklerini destekleyen güç ve sıvı soğutma altyapıları, dağıtık AI mimarilerinin hızla hayata geçirilmesini mümkün kılıyor.
3. Enerji Otonomisinin Hızlanması
Veri merkezlerinde yerinde enerji üretimi uzun süredir kesintilere karşı dayanıklılık amacıyla kullanılıyor. Ancak yapay zekâ veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacı ve şebeke kapasitesindeki sınırlamalar, daha uzun süreli ve bağımsız enerji modellerini gündeme getiriyor.
Doğal gaz türbinleri ve benzeri çözümlerle tesis içinde enerji üretimi;
- Operasyonel süreklilik
- Şebekeden bağımsızlık
- Daha öngörülebilir kapasite planlaması
sağlarken, “Kendi Enerjini (ve Soğutmanı) Getir” yaklaşımı geleceğin veri merkezleri için stratejik bir gereklilik haline geliyor.
4. Dijital İkiz Odaklı Tasarım ve Operasyon
GPU yoğun yapay zekâ iş yükleri, veri merkezlerinin çok daha hızlı devreye alınmasını zorunlu kılıyor. Bu noktada dijital ikiz teknolojileri, veri merkezlerinin sanal ortamda birebir modellenmesini mümkün kılıyor.
BT ve kritik altyapı sistemleri; prefabrik, modüler tasarımlar halinde birer “bilişim birimi (unit of compute)” olarak sahaya entegre edilebiliyor. Bu yaklaşım:
- Kurulum ve devreye alma sürelerini ciddi ölçüde kısaltıyor
- Yapay zekâ uygulamalarında “time-to-token” süresini %50’ye varan oranlarda azaltabiliyor
- Gigawatt ölçeğindeki yatırımların daha hızlı hayata geçirilmesini sağlıyor
5. Uyarlanabilir ve Dayanıklı Sıvı Soğutma
Yapay zekâ iş yükleri, sıvı soğutmayı artık bir seçenek olmaktan çıkarıp veri merkezlerinin temel bileşeni haline getiriyor. Ancak bu dönüşüm yalnızca daha güçlü soğutma anlamına gelmiyor.
Yapay zekâ destekli izleme ve kontrol mekanizmaları sayesinde sıvı soğutma sistemleri;
- Olası arızaları önceden tahmin edebiliyor
- Akışkan ve ekipman kullanımını optimize ediyor
- Kendi performansını sürekli iyileştirebiliyor
Bu da yüksek değerli donanımların ve kritik yapay zekâ iş yüklerinin daha güvenilir ve kesintisiz çalışmasını mümkün kılıyor.
Veri Merkezleri Artık Birer “AI Fabrikası”
Vertiv Frontiers raporu, veri merkezlerinin artık yalnızca altyapı tesisleri değil; yapay zekâ çağında uçtan uca tasarlanan, ölçeklenen ve işletilen entegre bilişim platformları haline geldiğini ortaya koyuyor.
Vertiv, 130’dan fazla ülkede sunduğu güç, ısı yönetimi ve BT altyapı çözümleriyle; buluttan uç noktaya kadar uzanan dijital ekosistemi destekleyerek, kurumların yapay zekâ çağında güvenle ölçeklenmesini hedefliyor.




