Huawei GITEX AI Türkiye 2026’da Yerel Yapay Zekâ Altyapısı Vizyonunu Paylaştı

Huawei Cloud Türkiye, İstanbul’da düzenlenen GITEX AI Türkiye 2026’da yapay zekânın deneysel projelerden ölçeklenebilir iş sonuçlarına dönüşebilmesi için güçlü, güvenli ve yerel bulut altyapısının kritik rolüne dikkat çekti. Huawei, Türkiye’nin dijital yetenek havuzu, teknoloji ekosistemi ve stratejik konumuyla bölgesel bir yapay zekâ merkezi olma potansiyeline sahip olduğunu vurgularken; AI veri merkezleri, yerel bulut, işlem gücü, açık modeller, Model as a Service ve insan kaynağını bu dönüşümün temel yapı taşları olarak öne çıkardı.

Dünyanın önde gelen teknoloji ve yapay zekâ etkinlik ağlarından GITEX kapsamında Türkiye’de ilk kez düzenlenen GITEX AI Türkiye 2026, İstanbul Fuar Merkezi’nde küresel teknoloji şirketlerini, girişimleri, yatırımcıları ve sektör temsilcilerini bir araya getirdi.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin ev sahipliğinde ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın stratejik ortaklığında gerçekleştirilen etkinliğe 300’ün üzerinde kurumsal şirket ve girişim, 150 küresel konuşmacı ile 20 ülkeden 100’ün üzerinde yatırımcı katıldı. Etkinlikte yapay zekâ, bulut teknolojileri, veri merkezleri, 5G, siber güvenlik, fintek, e-ticaret, oyun ve akıllı üretim gibi başlıklar ele alındı.

Etkinlikte yer alan Huawei ise yapay zekânın Türkiye’de sürdürülebilir ekonomik ve toplumsal değere dönüşmesi için yalnızca yüksek performanslı modellerin değil, bu modelleri çalıştıracak uçtan uca teknoloji altyapısının da geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Yapay zekâ için yalnızca güçlü modeller yeterli değil

Huawei Cloud Türkiye Ülke Müdürü Ray Rui, “Yapay Zekâ Vizyonundan Yapay Zekâ Gerçeğine: Akıllı Ekonomi için Bulut Temelinin İnşası” başlıklı konuşmasında yapay zekânın artık kavramsal ve deneysel uygulama aşamasından çıkarak doğrudan iş süreçlerine ve ekonomik çıktılara etki eden yeni bir döneme girdiğini belirtti.

Ray Rui, yapay zekânın ölçeklenebilmesi için model performansının tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yapay zekâ artık deneysel projelerden gerçek iş sonuçlarına doğru ilerleyen yeni bir dönemde. Bu dönüşüm için yalnızca güçlü modellere sahip olmak yeterli değil; ölçeklenebilir işlem gücü, güvenilir veri, bulut altyapısı, model platformları ve kurumsal uygulamaların birlikte çalıştığı güçlü bir temele ihtiyaç var.”

Rui’ye göre Türkiye; genç ve dijital yetenek havuzu, gelişmiş dijital ekonomisi ve stratejik konumuyla bölgesel bir yapay zekâ merkezi olabilecek önemli bir potansiyel taşıyor. Huawei Cloud’un yaklaşımı ise yalnızca bulut servislerinin sunulmasından ziyade, yapay zekâ ekosisteminin ihtiyaç duyduğu altyapı, işlem gücü, modeller, geliştirici ekosistemi ve insan kaynağını birlikte ele alıyor.

Bu yaklaşım, Türkiye açısından özellikle yapay zekâ uygulamalarının pilot projelerden üretim ortamlarına taşınması noktasında önem taşıyor. Çünkü kurumsal AI projelerinde model geliştirme kadar veri yönetimi, işlem kapasitesi, güvenlik, gecikme süreleri, maliyet optimizasyonu ve mevcut BT sistemleriyle entegrasyon da belirleyici hale geliyor.Huawei Cloud Türkiye

Türkiye için yapay zekâ altyapısının 6 temel bileşeni

Huawei’nin GITEX AI Türkiye 2026 kapsamında ortaya koyduğu vizyonda, Türkiye’de güçlü bir yapay zekâ altyapısının oluşturulması için altı temel alan öne çıkıyor.

  • Yeni nesil AI veri merkezleri
  • Yerel bulut altyapısı
  • Farklı işlem gücü seçenekleri ve AI hızlandırıcıları
  • Açık modeller ve Model as a Service (MaaS)
  • Yerel teknoloji ve iş ortağı ekosistemi
  • Nitelikli yapay zekâ ve bulut yeteneği

Bu altı başlık, yapay zekânın yalnızca yazılım tarafında değerlendirilemeyeceğini de ortaya koyuyor. Büyük dil modelleri ve üretken yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte veri merkezi mimarileri, enerji tüketimi, soğutma altyapıları, yüksek hızlı ağlar ve özel amaçlı işlemciler de AI stratejisinin ayrılmaz parçaları haline geliyor.

Yerel bulut, veri egemenliği açısından stratejik önem taşıyor

Huawei Cloud Türkiye, Türkiye’de oluşturduğu yerel bulut altyapısının yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi ve kurumsal ortamlarda yaygınlaştırılması açısından önemli bir temel oluşturduğunu belirtiyor.

Yerel altyapının en önemli avantajlarından biri, kurumların kritik verilerini mevzuat, güvenlik ve operasyonel gereksinimler doğrultusunda Türkiye içerisindeki altyapılarda tutabilme ve işleyebilme imkânı. Özellikle finans, kamu, sağlık, enerji ve savunma gibi yüksek hassasiyetli veri işleyen sektörlerde bu yaklaşım, yapay zekâ yatırımlarının önündeki veri yönetimi ve güvenlik bariyerlerinin azaltılması açısından kritik hale geliyor.

Yapay zekâ uygulamalarının gerçek zamanlı olarak kurumların operasyonlarına entegre edilmesiyle birlikte verinin nerede tutulduğu kadar, nerede işlendiği ve hangi altyapı üzerinden modellere aktarıldığı da önem kazanıyor. Bu nedenle yerel bulut bölgeleri, yalnızca performans veya erişilebilirlik açısından değil, veri egemenliği ve kurumsal AI stratejisi açısından da değerlendiriliyor.

650’nin üzerinde kurumsal müşteri ve 110’dan fazla bulut servisi

Huawei Cloud’un Türkiye’deki yerel bölgesi ve Huawei AI Chipsetleri olarak konumlandırılan NPU altyapısı üzerinden 650’nin üzerinde kurumsal müşteriye 110’dan fazla bulut servisi sunduğu belirtildi. Platformun ayrıca 120’nin üzerinde sertifikasyona sahip olduğu paylaşıldı.

Bu yapı, Huawei’nin Türkiye’deki bulut stratejisinin yalnızca altyapı kapasitesine değil, farklı sektörlerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek servis çeşitliliğine de odaklandığını gösteriyor.

Özellikle yapay zekâ tarafında CPU ve GPU kaynaklarının yanı sıra AI hızlandırıcılarının devreye girmesi, kurumların iş yüküne uygun işlem mimarisini seçebilmesini önemli hale getiriyor. Eğitim, çıkarım ve gerçek zamanlı AI uygulamalarının işlem gereksinimleri birbirinden farklı olduğundan, geleceğin bulut altyapılarında heterojen işlem gücünün daha fazla önem kazanması bekleniyor.

Model as a Service ile yapay zekâya erişim kolaylaşıyor

Huawei’nin yaklaşımında öne çıkan başlıklardan biri de Model as a Service (MaaS). MaaS yaklaşımı, kurumların her yapay zekâ projesi için sıfırdan model geliştirmek veya büyük bir altyapı yatırımı yapmak yerine hazır modelleri bulut üzerinden kullanabilmesine olanak sağlıyor.

Bu model özellikle kurumların yapay zekâ projelerini daha hızlı üretim ortamına taşımasına yardımcı olabilir. Kurumlar kendi verileri ve iş süreçleri üzerinde özelleştirme yaparken, temel model altyapısını servis olarak tüketebiliyor. Böylece yapay zekâ yatırımlarında başlangıç maliyetlerinin, geliştirme süresinin ve operasyonel karmaşıklığın azaltılması hedefleniyor.

Huawei Cloud Türkiye’nin açık modelleri yerel bulut bölgesi üzerinden sunma yaklaşımı da bu ekosistemin önemli bir parçasını oluşturuyor. Açık modellerin yaygınlaşması, kurumların tek bir model sağlayıcısına bağımlı kalmadan farklı yapay zekâ mimarilerini değerlendirebilmesine ve kullanım senaryosuna göre model seçebilmesine imkân sağlayabilir.

Fatih Akgül: Yapay zekâ artık doğrudan iş süreçlerinin parçası

Huawei Enterprise Türkiye CTO’su Fatih Akgül ise yapay zekânın artık yalnızca geliştirme ve eğitim süreçlerinde kullanılan bir teknoloji olmaktan çıktığını, doğrudan iş süreçlerinin ve endüstriyel uygulamaların parçası haline geldiğini vurguladı.

Akgül, Huawei’nin finans, kamu, sağlık, eğitim, enerji ve perakende başta olmak üzere farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik uçtan uca çözümler geliştirdiğini belirterek, yapay zekâ dönüşümünün veri merkezi, depolama, iletişim, bulut ve yapay zekâ teknolojilerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirdiğine dikkat çekti.

“Yapay zekâda bugün geldiğimiz nokta, teknolojinin yalnızca geliştirme ve eğitim aşamasında kalmadığını, doğrudan iş süreçlerinin ve endüstriyel uygulamaların bir parçası haline geldiğini gösteriyor.”

Akgül’ün değerlendirmesinde dikkat çeken bir diğer başlık ise yapay zekânın veri merkezleri ve enerji altyapıları üzerindeki etkisi oldu. AI iş yüklerinin artması, yüksek performanslı işlemcilerin ve hızlandırıcıların daha yoğun kullanılmasını beraberinde getirirken veri merkezlerinin enerji verimliliği, soğutma kapasitesi ve ağ mimarisinin yeniden tasarlanmasını da gündeme getiriyor.

Huawei’nin farklı pazarlarda, özellikle yapay zekânın birçok sektörde aktif olarak kullanıldığı Çin’de elde ettiği deneyimi Türkiye’deki müşteriler ve iş ortaklarıyla buluşturmayı hedeflediği ifade edildi.

100’ün üzerinde yerel iş ortağıyla ekosistem büyüyor

Yapay zekâ dönüşümünün yalnızca teknoloji yatırımıyla gerçekleştirilemeyeceğini vurgulayan Huawei, yerel iş ortakları ve insan kaynağının geliştirilmesini de stratejisinin önemli bir parçası olarak konumlandırıyor.

Huawei’nin Türkiye’de 100’ün üzerinde yerel iş ortağıyla çalıştığı belirtildi. Şirket ayrıca Huawei Developer Competition, yapay zekâ ve bilişim eğitim programları, Huawei sertifikasyonları ve üniversitelerle yürütülen çalışmalar aracılığıyla yerel teknoloji yeteneklerinin geliştirilmesini destekliyor.

Bu yaklaşım, Türkiye’nin yapay zekâ alanında yalnızca teknoloji tüketen bir pazar olmak yerine, çözüm geliştiren ve ihraç eden bir ekosisteme dönüşmesi açısından önem taşıyor. Özellikle sektör bilgisine sahip yerel sistem entegratörleri ve teknoloji iş ortaklarının sayısının artması, yapay zekânın kurumlara uyarlanmasında kritik rol oynayabilir.

Türkiye’nin bölgesel AI merkezi olma potansiyeli

Huawei’nin GITEX AI Türkiye 2026’da ortaya koyduğu vizyon, Türkiye’nin yapay zekâ stratejisinde altyapı ve ekosistem boyutunun giderek daha fazla önem kazanacağını gösteriyor.

Türkiye’nin genç nüfusu, gelişen yazılım ve girişimcilik ekosistemi, güçlü telekomünikasyon altyapısı, Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu ve büyüyen veri merkezi yatırımları, ülkenin bölgesel bir yapay zekâ merkezi olabilmesi için önemli avantajlar sunuyor.

Ancak bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesi için yalnızca yüksek işlem kapasitesine sahip veri merkezlerinin kurulması yeterli olmayacak. Enerji verimliliği, veri güvenliği, yerel veri işleme kapasitesi, model çeşitliliği, bulut servislerinin erişilebilirliği, yapay zekâ yeteneklerinin geliştirilmesi ve yerel teknoloji şirketlerinin bu ekosisteme dahil edilmesi birlikte ele alınmalı.

Önümüzdeki dönemde kurumların yapay zekâ yatırımlarında “hangi modeli kullanalım?” sorusundan çok, “bu modeli güvenli, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir biçimde nasıl üretim ortamına taşıyabiliriz?” sorusuna odaklanması bekleniyor.

Huawei’nin Türkiye’deki yerel bulut ve veri merkezi yatırımları da bu dönüşümün altyapı ayağında konumlanıyor. Şirket, yerel bulut kapasitesini, yapay zekâ teknolojilerini, açık modelleri, iş ortaklarını ve insan kaynağını aynı ekosistem içerisinde geliştirerek Türkiye’nin dijital ve yapay zekâ dönüşümüne uzun vadeli katkı sağlamayı hedefliyor.

Yapay zekâ yarışında altyapı belirleyici olacak

GITEX AI Türkiye 2026’da ortaya çıkan tablo, yapay zekâ yarışının artık yalnızca model geliştiren şirketler arasında yaşanmadığını ortaya koyuyor. İşlem gücü, veri merkezleri, enerji, bulut, ağ altyapısı, veri yönetimi, güvenlik ve yetenek ekosistemi aynı stratejik denklem içerisinde değerlendiriliyor.

Huawei Cloud Türkiye açısından yerel bulut yatırımları bu nedenle yalnızca bir bulut hizmeti genişlemesi olarak değil, Türkiye’de yapay zekânın kurumsal ölçekte yaygınlaşmasını destekleyecek daha geniş bir altyapı stratejisinin parçası olarak öne çıkıyor.

Türkiye’nin bölgesel bir yapay zekâ merkezi olma hedefinde başarı ise önümüzdeki dönemde yalnızca ne kadar AI işlem gücünün kurulacağıyla değil, bu kapasitenin ne kadarının gerçek ticari ve endüstriyel değere dönüştürülebileceğiyle ölçülecek.