Türkiye’de yurt dışından yapılan online alışverişlerde uzun süredir uygulanan 30 Euro’luk gümrük muafiyetinin kaldırılması, e-ticaret ekosisteminde önemli bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. 6 Şubat 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek yeni düzenleme kapsamında, tutarı ne olursa olsun tüm siparişler için gümrük beyannamesi düzenlenmesi ve ilgili vergi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi zorunlu hale geliyor.
Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile hayata geçirilen bu adım, özellikle sınır ötesi e-ticaretin son yıllarda kazandığı ivmeyi yeniden şekillendirecek nitelikte. Uygulamanın, hem tüketici alışkanlıkları hem de yerli ve yabancı e-ticaret aktörlerinin rekabet stratejileri üzerinde belirleyici etkiler yaratması bekleniyor.
Fiyat Odaklı Rekabet Dönemi Sorgulanıyor
30 Euro’luk muafiyet, bugüne kadar özellikle Asya merkezli platformlardan yapılan düşük tutarlı alışverişleri cazip kılan temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyordu. Gümrük vergisi ve ek masrafların devreye girmesiyle birlikte, bu fiyat avantajının önemli ölçüde azalacağı öngörülüyor. Uzmanlara göre bu durum, e-ticarette yalnızca “en ucuz ürün” yaklaşımına dayalı rekabetin sorgulanmasına yol açabilir.
Yeni dönemde rekabetin; teslimat süresi, ürün kalitesi, iade ve satış sonrası destek gibi katma değer unsurları üzerinden yeniden şekillenmesi bekleniyor. Bu değişim, e-ticaret platformlarını lojistik altyapılarını ve müşteri deneyimi süreçlerini gözden geçirmeye zorlayabilir.
Yerli Markalar İçin Fırsat Penceresi mi?
Düzenlemenin en dikkat çekici etkilerinden biri, yerli e-ticaret oyuncuları açısından ortaya çıkabilecek görece rekabet avantajı. Yurt dışından gelen ürünlerin maliyetlerinin artması, Türkiye merkezli markaların fiyat ve teslimat açısından daha dengeli bir konuma gelmesine katkı sağlayabilir.
Ancak sektör temsilcileri, bu avantajın kalıcı olabilmesi için yerli markaların yalnızca fiyat değil; güven, şeffaflık, hızlı teslimat ve müşteri memnuniyeti gibi alanlarda da güçlü bir performans sergilemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Aksi halde tüketicilerin alternatif kanallara yönelme eğilimi devam edebilir.
Tüketici Davranışlarında Daha Temkinli Bir Dönem
Yeni uygulamanın, tüketicilerin satın alma kararlarını daha bilinçli ve karşılaştırmalı hale getirmesi bekleniyor. Vergi ve gümrük süreçlerinin devreye girmesiyle birlikte toplam maliyetin daha görünür hale gelmesi, ani ve plansız alışverişlerin azalmasına yol açabilir.
Bu süreçte tüketicilerin; ürünün nihai fiyatı kadar teslimat süresi, olası iade maliyetleri ve müşteri desteği gibi faktörleri daha fazla dikkate alacağı öngörülüyor. E-ticaret platformları için ise şeffaf fiyatlama ve bilgilendirme, rekabette kritik bir unsur haline geliyor.
Sektör İçin Bir Uyum Süreci
30 Euro’luk gümrük muafiyetinin kaldırılması, kısa vadede e-ticaret hacminde dalgalanmalara yol açabilecek bir düzenleme olarak görülüyor. Orta ve uzun vadede ise sektörün daha dengeli, kayıtlı ve sürdürülebilir bir yapıya evrilmesi hedefleniyor.
Önümüzdeki dönemde düzenlemenin etkileri; kullanıcı verileri, alışveriş hacimleri ve tüketici geri bildirimleri üzerinden daha net şekilde analiz edilecek. E-ticaret ekosisteminde faaliyet gösteren tüm paydaşlar için bu süreç, stratejilerin yeniden değerlendirildiği kritik bir geçiş dönemi olarak öne çıkıyor.






