Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojileri üreticisi Hisense, İstanbul’da düzenlediği lansmanla Türkiye operasyonlarını resmen başlattı. Şirket, ilk aşamada televizyon ve klima ürünleriyle pazara girerken 2027’den itibaren yeni ürün kategorilerini de Türkiye’ye getirmeyi planlıyor. Lansmanda sergilenen 116 inçlik RGB MiniLED televizyon, markanın görüntü teknolojilerindeki iddiasını ortaya koyarken, Türkiye’deki büyüme stratejisinin merkezinde “ulaşılabilir lüks” yaklaşımı ve yerel satış sonrası hizmet ağı bulunuyor.
7 Ekim’de Rixos Tersane – Taşkızak’ta “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla gerçekleştirilen lansmanda Hisense’in televizyon ve iklimlendirme çözümleri iş ortakları, sektör temsilcileri ve davetlilerle buluştu. Marka, küresel ürün portföyünü tanıtmanın yanı sıra Türkiye’de uzun vadeli bir operasyon oluşturma hedefini de paylaştı.
Hisense’in Türkiye stratejisinde televizyon ve klima ilk sırada
Hisense, Türkiye pazarındaki ilk aşamada farklı ekran boyutlarına sahip Hi-QLED ve ULED MiniLED televizyonlar ile Hi-Smart, Max Comfort ve Energy Pro X klima serilerine odaklanıyor. Şirketin ürün gamında Air Master klima modeli de bulunuyor.
Markanın Türkiye’de satışa sunduğu televizyonlar 55, 65 ve 75 inç ekran boyutlarıyla farklı kullanıcı ihtiyaçlarına hitap ediyor. Hisense, 100 inç ve üzerindeki televizyon modellerini ise 2027 itibarıyla Türkiye pazarına taşımayı planlıyor. Bu adım, büyük ekran televizyon segmentindeki küresel konumunu yerel pazarda da değerlendirme hedefinin bir parçası.

Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, Türkiye’de önceliklerinin yalnızca ürünleri satışa sunmak olmadığını belirterek yerel ekip, satış ve dağıtım ortakları ile satış sonrası hizmet altyapısının önemine dikkat çekti.
Vodeb, Türkiye pazarına ilişkin yaklaşımını şöyle açıkladı:
“Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz.”
Şirketin bu yaklaşımı, Türkiye’de yalnızca ürün çeşitliliğiyle değil, fiyat-performans dengesi, dağıtım kanalları ve satış sonrası hizmetlerle de rekabet etmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle televizyon ve klima gibi satın alma kararında ürün deneyimi kadar servis ağı ve uzun vadeli kullanım beklentisinin de etkili olduğu kategorilerde yerel yapılanma kritik önem taşıyor.
116 inçlik RGB MiniLED televizyon öne çıktı
Lansmanın dikkat çeken ürünlerinden biri, RGB MiniLED teknolojisini 116 inçlik ekranla bir araya getiren Hisense 116UXQ oldu. Davetliler ayrıca RGB MiniLED ailesindeki UR8 ve UR9 modellerini, ULED MiniLED ve Hi-QLED serilerini de inceleme fırsatı buldu.
RGB MiniLED yaklaşımı, görüntü üretiminde kırmızı, yeşil ve mavi ışık kaynaklarından yararlanan arka aydınlatma mimarisiyle öne çıkıyor. Bu yaklaşımın hedefleri arasında renk üretimini geliştirmek, yüksek parlaklık performansını desteklemek ve büyük ekranlarda daha etkileyici bir görüntü deneyimi sunmak bulunuyor. Bununla birlikte gerçek görüntü kalitesi yalnızca kullanılan arka aydınlatma teknolojisine bağlı değil; yerel karartma kontrolü, görüntü işleme algoritmaları, panel özellikleri ve içerik türü de sonuç üzerinde etkili.
116 inçlik ekran boyutu ise televizyonu geleneksel oturma odası kullanımının ötesine taşıyan bir deneyim sunuyor. Büyük ekranlı televizyonlar, ev sineması kurulumlarının yanı sıra spor karşılaşmaları ve oyun deneyimi açısından da farklılaşabiliyor. Ancak bu segmentte ekran boyutunun yanında izleme mesafesi, oda ışığı, içerik kalitesi ve cihazın toplam sahip olma maliyeti de tüketici kararını etkiliyor.
Hisense’in 100 inç ve üzerindeki ekranları 2027’den itibaren Türkiye’ye getirme planı, markanın büyük ekran segmentindeki küresel iddiasını yerel pazara taşımak istediğini gösteriyor. Bu stratejinin başarısı, ileri görüntü teknolojilerinin tüketiciler için ne ölçüde erişilebilir olacağıyla da yakından ilişkili.
Akıllı ev vizyonu için daha geniş ürün ekosistemi
Hisense, lansmanda Türkiye’de henüz satışa sunulmayan beyaz eşya ve küçük ev aletlerini de “Hisense ile Geleceğin Evi” konsepti altında sergiledi. Bu deneyim alanı, markanın mevcut televizyon ve klima portföyünün ötesinde daha geniş bir akıllı yaşam ekosistemi oluşturma hedefini ortaya koydu.
Şirketin 2027’den itibaren yeni ürün kategorilerini kademeli olarak Türkiye’ye getirme planı, uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir parçası. Televizyon ve iklimlendirme ürünleriyle başlayan yapılanmanın ilerleyen dönemde beyaz eşya ve küçük ev aletleriyle genişlemesi, markanın tüketicilerle daha fazla temas noktası oluşturmasını sağlayabilir.
Ancak geniş bir ürün portföyü oluşturmak, tek başına bütünleşik bir akıllı ev deneyimi sunmak anlamına gelmiyor. Farklı ürünlerin birbiriyle uyumlu çalışması, uygulama ve bağlantı deneyimi, yazılım desteği ve satış sonrası hizmetler de bu ekosistemin başarısını belirleyecek unsurlar arasında yer alıyor.

“Türkiye’ye uzun vadeli bir vizyonla geldik”
Hisense Europe CEO’su Hanson Han, lansmanda Türkiye’nin yüksek potansiyeline inandıklarını ve pazara uzun vadeli bir yaklaşımla girdiklerini söyledi. Han, şirketin teknoloji anlayışının günlük yaşamı iyileştirme hedefi üzerine kurulduğunu vurguladı.
“Hisense olarak yarım asrı aşan teknoloji ve inovasyon deneyimimizin merkezinde çok temel bir vizyon var: Biz teknolojinin insanlara hizmet etmesi ve günlük hayatı daha iyi hale getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış global yolculuğumuza yön verdiği gibi, Türkiye’de kuracağımız geleceğe de pusula görevi görüyor. Türkiye pazarının yüksek potansiyeline inanıyoruz. Bu nedenle bu pazara uzun vadeli bir vizyonla giriş yaptık.”

Hisense Avrupa Pazarlama Direktörü ve Hisense Avrupa Yönetim Komitesi Üyesi Alenka Potočnik Anžič ise şirketin spor sponsorluklarını marka bilinirliği ve tüketici deneyimi açısından stratejik bir araç olarak konumlandırdığını belirtti. Anžič, 2016’dan bu yana sürdürülen FIFA ve UEFA iş birliklerinin teknoloji, futbol ve taraftar deneyimini bir araya getirmeyi amaçladığını ifade etti.

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak da inovasyonu yalnızca teknik özelliklerle değerlendirmediklerini, ürünlerin günlük yaşamda yarattığı deneyimin önem taşıdığını söyledi. Çomak, Türkiye’de tüketicinin ilk ürün karşılaşmasından satış sonrası hizmetlere kadar tutarlı bir kalite ve güven deneyimi oluşturmayı hedeflediklerini belirtti.
Spor ve teknoloji aynı deneyimde buluştu
Basın toplantısının ardından düzenlenen etkinlikte eski milli futbolcular Volkan Demirel ve Caner Erkin, Hisense RGB MiniLED ekranlarında konsol üzerinden karşı karşıya geldi. Etkinlik, büyük ekran deneyimini ve hareketli görüntülerdeki akıcılığı doğrudan gözlemleme olanağı sundu.
Lansman, Ezgi Alaş’ın sahne performansıyla sona erdi. Spor ve eğlenceyi ürün deneyimiyle bir araya getiren etkinlik, Hisense’in küresel pazarlama yaklaşımını Türkiye’de de uygulamayı hedeflediğini gösterdi.
1969’dan küresel tüketici elektroniği pazarına
1969 yılında Çin’in Qingdao kentinde bir radyo fabrikası olarak kurulan Hisense, bugün altı kıtada 160’tan fazla ülke ve bölgede faaliyet gösteriyor. Şirketin paylaştığı bilgilere göre Hisense, 2025 yılında 31,4 milyar ABD doları küresel satış gelirine ulaştı ve gelirinin yüzde 5’ini araştırma ve geliştirme çalışmalarına ayırıyor.
Şirket, dünya genelinde 30 Ar-Ge merkezi ile 37 endüstriyel park ve üretim üssü işletiyor. Hisense’in çoklu marka portföyünde Toshiba TV, Gorenje, Ronshen ve ASKO gibi markalar da yer alıyor. Şirket, özellikle 100 inç üzeri televizyonlar ve lazer TV segmentlerindeki küresel konumunu büyüme stratejisinin önemli parçaları arasında değerlendiriyor.
BT Günlüğü’nün değerlendirmesi
Hisense’in Türkiye pazarına girişi, rekabetin yalnızca ürün özellikleri ve fiyatlar üzerinden şekillenmediği bir döneme denk geliyor. Televizyon tarafında MiniLED ve RGB MiniLED gibi görüntü teknolojileri, büyük ekran segmenti ve görüntü işleme performansı öne çıkarken iklimlendirme tarafında enerji verimliliği, konfor ve akıllı kontrol özellikleri tüketici tercihlerini etkiliyor.
Hisense’in Türkiye’deki asıl sınavı, küresel ölçekte sahip olduğu ürün ve mühendislik birikimini yerel pazarda sürdürülebilir bir müşteri deneyimine dönüştürmek olacak. Dağıtım ağının erişimi, servis hizmetlerinin kalitesi, ürünlerin fiyatlandırması ve tüketicinin markaya duyduğu güven, lansmandaki teknoloji gösterisinin ticari başarıya dönüşmesinde belirleyici rol oynayacak.
2027’de yeni ürün kategorilerinin eklenmesi planı da bu açıdan önemli. Hisense, televizyon ve klima ürünleriyle pazarda sağlam bir başlangıç yapabilirse daha geniş bir ev teknolojileri ekosistemi kurmak için yeni fırsatlar yakalayabilir. Ancak “ulaşılabilir lüks” iddiasının karşılığını bulması, ileri teknolojiyi yalnızca sergilemekten değil, farklı tüketici grupları için erişilebilir ve güvenilir hâle getirmekten geçiyor.







