Efsanevi Evil Dead serisi devam ediyor. Serinin yeni filmi olan Evil Dead Burn, 10 Temmuz’da vizyona giriyor. Yayınlanan fragmanları itibarıyla korku severleri heyecanlandıran yapım, acaba Evil Dead ruhunu yansıtabiliyor mu dersiniz? Bu yeni hayatta kalma mücadelesi için geçtiğimiz günlerde bir özel gösterim etkinliği gerçekleştirildi ve böylece filmi erkenden izleme şansına eriştik. Şimdi de spoiler vermeden görüşlerimizi paylaşmak istiyoruz. Ama başta söylemekte yarar var ki “Evil Dead ruhunun zayıf olduğu bir film” var karşımızda…
Hatırlıyorum da, ortaokul zamanlarımda tanışmıştım Evil Dead II ile. Türkçe ismini “Vahşet” olarak belirlemişlerdi. Ardından ilk film Kötü Ruh, sonrasında da üçüncü film olan Army of Darkness (Karanlığın Ordusu) ile karşılaşmıştım. Üçü de harika filmlerdi ve kaç kere izlediğimi sayamadım.
Sam Raimi ve Bruce Campbell ikilisinin hem korku hem de komedi silahlarını harika plastik makyaj unsurları ve fantastik detaylarla harmanladıkları bu serüvenlerin beyazperdede devam etmesini çok istemiştim, istemiştik. Onlar ise umut veren genç isimlerle çalışmayı ve Evil Dead’e katacakları yeni yorumları görmeyi seçti.
Yakın tarihteki Evil Dead çalışmaları…
Önce, 2013’te seriye yeni bir soluk getiren Fede Álvarez filmi Evil Dead ile karşılaştık. Ön planda giderek güçlenen ve tek başına da savaşabilen bir kadın karakterin olduğu, etkileyici sahneleri sahip bir filmdi ama Bruce Campbell’ın olmaması başlı başına bir eksiklikti zaten. Öte yandan eski tip plastik makyaj detaylarıyla süslü yaratıklara yer verilmemesi de benim için bir diğer eksiydi.
Sonra, 2015’te dizi formatında Ash vs Evil Dead geldi ki bence harika bir işti! Aksiyon, komedi, gerilim ve korku vardı. Harika yaratık tasarımları, bolca kan, geçmişe dair daha evvel bahsedilmemiş detayların anlatılması ve hatta klasik kulübe detayının işlenmesi de oldukça sevindiriciydi. Bu dizi için bence en kötü şey, yayınlandığı platformdu. Starz, pek de bilinen bir platform değildi ama yaratıcı özgürlük tarafında avantajlar sunan bir organizasyondu. İşte Evil Dead yapım ekibini de oraya çeken buydu. Yine de pek bilinmeyen bir platformda Evil Dead’in yüksek izlenilme rakamlarına erişimi mümkün olmadı ve bu da erken finali getirdi maalesef.
Derken… 2023’te de Evil Dead Rise geldi beyazperdeye. Yeni bir hikâye, yeni bir serüvendi. Yine güçlü kadın karakter faktörü ön plandaydı ve bu kez “Anne” kavramı da vurgulanıyordu. Öyle ki yönetmen Lee Cronin, filmi hazırlarken annesinden de esinlendiğini ifade ediyordu. Bol kan, bol şiddet, güzel kamera açıları ve sürprizler…
Evil Dead Rise da defalarca izlenebilecek bir filmdi ama Bruce Campbell ve plastik makyajlı abartılı tasarımlara sahip yaratıkların olmaması yine can sıkıcıydı. Gerçi Campbell, Evil Dead dizi projesinin ardından bir daha kolay kolay Ash Williams karakterine dönmeyi düşünmediğini de söylemişti ya neyse… yine de bir umut bekliyoruz işte.
Ve şimdi!
Kötü Ruh: Cehennem Ateşi
2026 yılındayız ve Evil Dead Burn geldi. Dilimize “Kötü Ruh: Cehennem Ateşi” olarak çevrilen filmde, eşiyle sorunları olan ve eşinin ölümünün ardından ailesiyle köhne bir evde vakit geçirmeye başlayan bir kadının mücadelesi anlatılıyor.
Filmin yazarları Sébastien Vaniček ve Florent Bernard. Sébastien Vaniček, aynı zamanda yönetmen koltuğunda da oturan isim. Yapım kadrosunda ise tahmin edileceği üzere Sam Raimi, Bruce Campbell ve Rob Tapert gibi efsaneler bulunuyor.
Evil Dead Burn’ün ilk saniyelerinde sizi tanıdık bir ses karşılıyor. Film, güzel bir başlangıca sahip. Daha ilk dakikalarda o tekinsiz atmosferi hissetmeye başlıyorsunuz ve çok geçmeden filmin kan ve parçalanma dolu sahneleri sizi selamlıyor. Bazı sahneler “iğrençlik seviyeleri” itibarıyla ekrana bakmanızı zorlaştırabilir doğrusu. Oyuncuların performansları genel olarak başarılı.
Hani “Kitap okumaktan zarar gelmez.” derler ya bazen…
İşte bu cümle, Evil Dead evreninde geçerli değil maalesef. “Merak” faktörünü de işin içine kattığımızda, “Kediyi merak öldürür.” deyimi fazlasıyla ön plana çıkıyor. Tabii ki bolca klişe de var ama bazı klişelerin gerçekleşmesinin engellenmesi de hoşuma gitti doğrusu.
Film, zaman zaman gerilim hissini iyi veriyor. Komedi mi? Evet, bu noktada da güzel bir karakter var.
Filmle ilgili en çok hoşuma giden detay ise farklı ve zaman zaman da şaşırtıcı olan kamera açıları oldu. Sam Raimi, özellikle orijinal üçlemede harika kamera açıları kullanarak büyük bir esin kaynağı olmuştu. Ne mutlu ki bu yeni filmde de Sébastien Vaniček’in güzel işler çıkardığını görüyoruz.
Plastik makyaj detaylarıyla süslü yaratık tasarımlarını özlüyoruz
Filmde en çok canımı sıkan nokta, yaratık tasarımları oldu. Evil Dead denildiğinde ister istemez orijinal üçlemedeki harika yaratık tasarımları geliyor akıllara. Kısıtlı imkânlara rağmen yaratıcı gücün varlığı sayesinde çılgın ve bir o kadar da ilgi çekici yaratıklar görmüştük. Yeni nesil Evil Dead filmlerinde ise bu unsurun eksikliği çok hissediliyor. Birkaç dijital efekt, biraz soluk makyaj, biraz da yara izi detayıyla olmuyor bence. Bu bir Resident Evil ya da The Ring film serisi değil ki. Neden onlara benzer şeyler yapılıyor, anlamıyorum. Sam Raimi ile bir röportaj şansım olsa, soracağım ilk soru bu olurdu muhtemelen.
Ek olarak, Necronomicon ve Kandarian Dagger gibi unsurlar sizi biraz da olsa hayal kırıklığına uğratabilir. Gönül isterdi ki bu unsurları da orijinal Evil Dead ekibindeki isimler hazırlasın.
Toparlamak gerekirse Evil Dead Burn…
109 dakika uzunluğundaki film, önceki filmlerle güçlü bağlara sahip değil. Önceki filmleri izlediyseniz ve etrafa dikkatli bakarsanız, herkesin fark edemeyeceği unsurları da görebilirsiniz.
Evil Dead Burn, özellikle harika kamera açıları ve şiddet dolu sahneleriyle ön plana çıkıyor. İsim takısı olarak “Burn”ü kullanmaları da boşuna değil. Alev alev bir şeyler bekliyor sizi. Seriyi bilin ya da bilmeyin, yüksek beklentileriniz yoksa sizi memnun edecektir.
Bu arada, film bittikten sonra jeneriği izlemeyi ihmal etmeyin. Sizi iki görüntü bekliyor. Ben, özellikle ikinci görüntüde “Oooo!” dedim.
Ve unutmadan, önümüzdeki sene de Evil Dead Wrath’i izleme şansımız olacak.
–
BT Günlüğü Şubat 2026 Sayısı Yayında: Yapay Zekâ, Siber Güvenlik ve Kurumsal BT’nin Geleceği







