Rekabet Kurumu, Google’ın mobil ekosistem üzerindeki etkisini mercek altına alan yeni bir soruşturma başlattı. Android işletim sistemi, varsayılan uygulama tercihleri ve yapay zekâ tabanlı arama çözümlerini kapsayan inceleme, Türkiye’de dijital rekabet politikalarının geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Kurul tarafından yapılan resmi açıklamada, soruşturmanın temel dayanağını Mobil Ekosistemler Sektör İncelemesi (MESİ) kapsamında elde edilen bulguların oluşturduğu belirtildi. İnceleme kapsamında, Google’ın mobil cihaz üreticileriyle yaptığı sözleşmelerin ve Android geliştirici politikalarının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’a aykırılık teşkil edip etmediği kapsamlı biçimde ele alınıyor.
Google’ın sözleşme yapıları yeniden mercek altında
Soruşturma kapsamında özellikle şu başlıklar detaylı biçimde inceleniyor:
- Google Arama uygulamasının mobil cihazlarda varsayılan hale getirilip getirilmediği,
- Chrome tarayıcısı ve Google Sesli Asistan aracılığıyla Google Arama’ya ayrıcalık sağlanıp sağlanmadığı,
- Mobil cihaz üreticilerinin Android’in açık kaynak kodunu temel alan alternatif işletim sistemleri geliştirmesinin veya kullanmasının engellenip engellenmediği,
- Uygulama geliştiricilere getirilen yeni kuralların rekabeti sınırlayıcı etkiler oluşturup oluşturmadığı.
Rekabet Kurumu’nun sektör incelemesi raporunda, Google’ın 2018 tarihli Android kararının ardından sözleşme yapısını teorik olarak değiştirmiş olsa da, mali teşvik mekanizmaları aracılığıyla fiili bir standartlaşma yarattığına dair güçlü bulgulara ulaşıldığı ifade ediliyor. Bu çerçevede, cihaz üreticilerinin büyük bölümünün benzer sözleşmeler imzaladığı ve ana ekranlarda alternatif arama çözümlerine sınırlı ölçüde yer verildiği vurgulanıyor.
Seçim ekranı uygulaması yeniden gündemde
Soruşturmanın en kritik başlıklarından biri de “seçim ekranı” (choice screen) uygulaması. Avrupa Birliği’nde uzun süredir uygulanan bu mekanizma, kullanıcıların cihaz kurulumu sırasında farklı arama motorları ve dijital servisler arasında bilinçli tercih yapabilmesini amaçlıyor.
Rekabet Kurumu’nun, yapay zekâ tabanlı arama ve asistan çözümlerinin hızla yaygınlaştığı bu dönemde, seçim ekranı uygulamasını yenilikçi teknolojilerin pazara girişini kolaylaştıran stratejik bir araç olarak değerlendirdiği belirtiliyor. Bu yaklaşımın yalnızca küresel teknoloji devleri arasındaki rekabeti değil, aynı zamanda yerli ve bölgesel teknoloji girişimlerinin ölçeklenme potansiyelini de artırabileceği öngörülüyor.
Yapay zekâ rekabetinde yeni denge arayışı
Uzmanlara göre soruşturma, klasik arama motoru rekabetinin ötesinde, yapay zekâ destekli arama ve dijital asistan çözümlerinin pazardaki konumunu da doğrudan etkileyebilecek nitelikte. Google’ın üretken yapay zekâ tabanlı arama deneyimini yaygınlaştırma stratejisi, pazardaki güç dengesini daha da yoğunlaştırabileceği gerekçesiyle dikkatle izleniyor.
Rekabet Kurumu’nun bu süreçte, yapay zekâ alanında faaliyet gösteren yerli girişimlerin ve alternatif platformların pazara erişimini kolaylaştıracak önlemleri gündeme alması bekleniyor.
Dijital rekabette uzun vadeli düzenleme dönemi
Başlatılan soruşturmanın, yalnızca Google özelinde değil, Türkiye’nin dijital pazarlara yönelik orta ve uzun vadeli rekabet politikası açısından da kritik bir eşik olduğu belirtiliyor. Kurumun, hızla dönüşen dijital ekosistemde daha çevik, öngörülebilir ve kapsayıcı bir düzenleyici çerçeve oluşturmayı hedeflediği ifade ediliyor.
Bu kapsamda yerli yapay zekâ girişimleri, alternatif arama motorları ve yeni nesil dijital asistan platformlarının pazara erişiminin kolaylaştırılması, sürdürülebilir ve dengeli bir dijital rekabet ortamının inşası açısından öncelikli hedefler arasında gösteriliyor.
Uzmanlara göre bu soruşturma, Türkiye’de dijital platformlara yönelik daha sistematik ve bütüncül bir rekabet politikası döneminin başlangıcı niteliği taşıyor. Sürecin nasıl şekilleneceği ise hem küresel teknoloji devlerinin yerel stratejilerini hem de yerli teknoloji ekosisteminin gelişim hızını doğrudan etkileyecek.




