HP İş İlişkileri Endeksi 2026 araştırmasına göre Türkiye’de bilgi çalışanlarının %40’ı işiyle sağlıklı bir ilişki kurduğunu belirtiyor. Günlük yapay zekâ kullanımı bir yılda %24’ten %43’e yükselirken çalışanların yalnızca %16’sı, kurumlarının yapay zekânın iş rollerini nasıl etkileyeceği konusunda açık iletişim kurduğunu düşünüyor. Veriler, teknoloji adaptasyonunun çalışan deneyimi, liderlik ve dijital donanım yatırımlarıyla birlikte ele alınması gerektiğine işaret ediyor.
Yapay zekâ, kurumsal iş süreçlerinde hızla yaygınlaşırken şirketlerin önündeki temel mesele yalnızca yeni teknolojileri devreye almak değil, bu dönüşümü çalışanlar açısından sürdürülebilir hale getirmek. HP’nin 2026 İş İlişkileri Endeksi (Work Relationship Index – WRI) araştırması, Türkiye’de yapay zekâ kullanımının ivme kazandığını ancak teknolojiye adaptasyon ile çalışanların iş yaşamıyla kurduğu sağlıklı ilişki arasında çözülmesi gereken başlıklar bulunduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre Türkiye’de bilgi çalışanlarının %40’ı işiyle sağlıklı bir ilişki kurduğunu ifade ediyor. Buna karşılık, çalışanların yapay zekânın görevlerini ve rollerini nasıl değiştireceğine ilişkin kurum içi iletişime yönelik değerlendirmeleri, teknolojik dönüşümün yalnızca araç ve altyapı yatırımlarıyla yönetilemeyeceğini gösteriyor.
Türkiye’de günlük yapay zekâ kullanımı %43’e yükseldi
HP İş İlişkileri Endeksi 2026 verilerinde öne çıkan gelişmelerden biri, yapay zekânın günlük iş akışlarına daha fazla dâhil olması. Türkiye’deki bilgi çalışanlarının %65’i yapay zekâyı günlük veya haftalık olarak kullandığını belirtiyor. Günlük kullanım oranı ise 2025’teki %24 seviyesinden 2026’da %43’e yükselmiş durumda.
Aynı dönemde yapay zekâ kullanmadığını belirten çalışanların oranı 9 puan gerileyerek %11’e düşmüş. Bu tablo, Türkiye’de bilgi çalışanlarının yeni araçları deneme ve iş süreçlerine entegre etme eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor.
Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu, yapay zekâ ajanlarının kullanımına ilişkin. Türkiye’de bilgi çalışanlarının %40’tan fazlası, otonom iş süreçlerini destekleyen yapay zekâ ajanlarından yararlandığını belirtiyor. Bu sistemler, yalnızca sorulara yanıt veren veya içerik üreten araçlardan farklı olarak belirli görevleri planlama, birden fazla adımı yürütme ve iş akışlarını destekleme potansiyeli taşıyor.
Ancak yapay zekâ kullanımının yaygınlaşması, tek başına verimlilik artışının veya başarılı dönüşümün kanıtı değil. Kurumların elde ettiği fayda; kullanılan araçların iş süreçlerine uygunluğuna, veri güvenliğine, çalışan yetkinliklerine ve üretilen sonuçların nasıl denetlendiğine bağlı. Özellikle yapay zekâ ajanlarının devreye girmesiyle erişim yetkileri, insan onayı, izlenebilirlik ve hata yönetimi gibi konular daha önemli hale geliyor.
Teknolojiye yönelik iyimserlik artıyor, ancak iletişim açığı sürüyor
Araştırmaya göre Türkiye’de her 10 bilgi çalışanından 8’i, teknoloji ve yapay zekânın çalışma yaşamı üzerindeki etkisini iki yıl öncesine kıyasla daha olumlu değerlendiriyor. Bu iyimserlik, yeni teknolojilerin çalışanlar tarafından fırsat olarak görülebildiğini ortaya koyuyor.
Bununla birlikte, kurumların dönüşüm sürecini nasıl anlattığı konusunda önemli bir boşluk bulunuyor. Türkiye’deki bilgi çalışanlarının yalnızca %16’sı, şirketlerinin yapay zekâ ve yeni teknolojilerin iş rollerini nasıl etkileyeceği konusunda net iletişim kurduğunu düşünüyor.
HP’nin aktardığı karşılaştırmada, bu konuda iletişim kurulduğunu belirten şirket liderlerinin küresel oranı %64, BT karar vericilerinin oranı ise %63. Bu oranlar farklı katılımcı gruplarına dayandığından bire bir aynı ölçüm olarak yorumlanmamalı; ancak çalışanların algısı ile yöneticilerin dönüşüm iletişimine ilişkin değerlendirmeleri arasında belirgin bir fark bulunduğuna işaret ediyor.
Çalışanlar yapay zekâyı kullanmaya başlamış olsa bile iş tanımlarının, sorumluluklarının ve performans beklentilerinin nasıl değişeceğini bilmiyorsa belirsizlik devam edebilir. Bu nedenle kurumların yalnızca yeni araçları tanıtması yeterli değil. Hangi görevlerin otomatikleştirileceği, çalışanlardan hangi yeni yetkinliklerin bekleneceği ve yapay zekâ çıktılarının hangi sorumluluk çerçevesinde kullanılacağı da açık biçimde anlatılmalı.
İyi şirket performansı ile çalışan deneyimi arasında ilişki
HP İş İlişkileri Endeksi, kurumların iş performansı ile çalışanların işleriyle kurduğu sağlıklı ilişki arasında bağlantı bulunduğunu da ortaya koyuyor. Araştırmada, şirketinin son derece iyi performans gösterdiğini belirten çalışanların küresel ölçekte %55’inin işiyle sağlıklı bir ilişki kurduğu aktarılıyor.
Türkiye verilerinde ise iyi performans gösteren şirketlerde çalışanların işiyle sağlıklı bir bağ kurma olasılığının, kötü performans gösteren şirketlerde çalışanlara kıyasla üç kat daha yüksek olduğu belirtiliyor.
Bu bulgular, çalışan deneyiminin yalnızca insan kaynakları departmanının sorumluluğunda değerlendirilemeyeceğini gösteriyor. Liderlik kalitesi, iş süreçlerinin tasarımı, teknolojiye erişim ve çalışanların gelişim fırsatları, şirketin operasyonel performansından ayrı düşünülemeyecek unsurlar arasında yer alıyor.
Burada nedensellik konusunda temkinli olmak gerekiyor: Araştırmadaki ilişki, iyi şirket performansının tek başına çalışanlarla sağlıklı bağ kurulmasını sağladığını kanıtlamıyor. Çalışan deneyimi ve kurumsal performans birbirini etkileyebilen çok sayıda faktörün bir araya gelmesiyle şekilleniyor.
Çalışanların yarısı temel donanım ihtiyaçlarından yoksun
Yapay zekâ uygulamalarının verimli kullanılabilmesi, yazılım lisansları ve bulut hizmetlerinin ötesinde uygun donanım gereksinimlerini de gündeme getiriyor. HP araştırmasına göre Türkiye’de çalışanların yaklaşık yarısı hâlâ temel donanım gereksinimlerinin tamamına sahip değil.
Şirketinin yapay zekâ uygulamalarını çalıştırmak için yeni veya yükseltilmiş bir bilgisayar sağladığını belirten çalışanların oranı Türkiye’de %51. Küresel ölçekte bu oran %44 seviyesinde. Türkiye’nin küresel ortalamanın üzerinde olması olumlu bir işaret olsa da çalışanların yaklaşık yarısının bu tür bir donanım desteği aldığını bildirmesi, kurumlar açısından iyileştirme alanının sürdüğünü gösteriyor.
Donanım, kurumsal yapay zekâ stratejisinin gözden kaçabilen bileşenlerinden biri. Performansı yetersiz bilgisayarlar, uyumsuz çevre birimleri, bağlantı sorunları ve farklı sistemler arasında yaşanan kesintiler çalışanların üretkenliğini sınırlayabilir. Öte yandan, her yapay zekâ uygulamasının yerel işlem gücü gerektirmediği de unutulmamalı. İhtiyaç duyulan donanımın belirlenmesi; kullanılan uygulamalara, güvenlik gereksinimlerine ve kurumun bulut veya yerel çalıştırma tercihine göre yapılmalı.
Bu nedenle BT yatırımlarının yalnızca cihaz yenileme bütçesi olarak görülmesi yerine, çalışanların işlerini kesintisiz yürütebilmesini sağlayan dijital çalışma deneyiminin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

HP ve ManpowerGroup: Dönüşümün merkezinde insan var
HP Türkiye Genel Müdürü Serdar Urçar, belirsizlik dönemlerinde başarılı kurumların belirsizliği tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine uyum, beceri ve özgüven geliştirmeye odaklandığını vurguluyor. Urçar’a göre yapay zekânın iş akışlarına dâhil olduğu dönemde şeffaf liderlik, doğru teknolojik donanım ve yetkinlik gelişimi hem çalışan deneyimi hem de şirket performansı açısından önem taşıyor.
Urçar ayrıca yapay zekânın yalnızca bir verimlilik aracı olarak değil, iş gücünün yetkinliklerini ve kurumsal dayanıklılığı geliştirebilecek bir unsur olarak konumlandırılması gerektiğine dikkat çekiyor. Şirketlerin değişimi kalıcı bir unsur olarak yönetmesi, çalışanların aktarılabilir becerilerini geliştirmesi ve ihtiyaç duydukları teknolojik araçlara erişimini sağlaması gerektiğini belirtiyor.

ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı da teknolojik dönüşümün merkezinde insanın bulunduğunu vurguluyor. Narlı’ya göre Türkiye’de yapay zekânın hızla benimsenmesi önemli bir avantaj sağlasa da bu gelişimin sürdürülebilir başarıya dönüşmesi için çalışanların gelecek rollerine ilişkin açıklığa, gelişim fırsatlarına ve güvene ihtiyacı var.
Narlı’nın paylaştığı ManpowerGroup Türkiye Yetenek Açığı Araştırması verisine göre işverenlerin %78’i ihtiyaç duyduğu yeteneklere erişmekte güçlük yaşıyor. Bu bulgu, şirketlerin yalnızca yeni çalışan bulmaya değil, mevcut iş gücünü geleceğin gerektirdiği becerilerle donatmaya da yatırım yapması gerektiğini ortaya koyuyor.
Şirketler için beş stratejik öncelik
HP’nin araştırması, yapay zekâ ve dijital çalışma deneyiminden daha fazla fayda elde etmek isteyen kurumlar için beş temel başlığı öne çıkarıyor:
- Değişime uyum sağlayan kurum kültürü oluşturmak: Dönüşümü geçici bir proje olarak değil, sürekli gelişen iş yapış biçimi olarak ele almak.
- Yapay zekâyı kontrollü biçimde ölçeklendirmek: Üretken yapay zekâ uygulamalarından yapay zekâ ajanlarına geçerken güvenlik, yetki ve insan denetimi mekanizmalarını tanımlamak.
- Şeffaf iletişimi güçlendirmek: Teknolojinin iş rollerini, sorumlulukları ve performans beklentilerini nasıl değiştireceğini çalışanlarla açıkça paylaşmak.
- Geleceğin becerilerine yatırım yapmak: Çalışanların yeni araçları kullanabilmesini sağlayan eğitimleri, sürekli öğrenmeyi ve aktarılabilir yetkinlikleri desteklemek.
- Dijital çalışma deneyimini iyileştirmek: Güvenilir cihazlar, uyumlu yazılımlar ve yönetilebilir BT altyapısıyla çalışanların kesintisiz çalışmasını sağlamak.
BT yöneticileri için asıl sınav: Teknolojiyi iş sonuçlarına dönüştürmek
HP İş İlişkileri Endeksi 2026’nın Türkiye verileri, kurumların yapay zekâ adaptasyonunu yalnızca kullanım oranlarıyla ölçmesinin yetersiz kalabileceğini gösteriyor. Günlük kullanımın artması, çalışanların yeni teknolojilere ilgi duyduğunu ortaya koyuyor; ancak kurumların bu ilgiyi kalıcı verimliliğe dönüştürmesi için liderlik, iletişim, yetkinlik ve altyapı başlıklarını aynı stratejide birleştirmesi gerekiyor.
BT yöneticileri açısından öncelik, hangi yapay zekâ araçlarının kullanıldığını belirlemekle sınırlı olmamalı. Kullanımın iş süreçlerine etkisi, veri güvenliği, erişim kontrolleri, çalışanların ihtiyaç duyduğu eğitimler ve donanım yeterliliği birlikte değerlendirilmeli. Yapay zekâ ajanları gibi daha otonom sistemler yaygınlaştıkça, bu sistemlerin hangi işlemleri hangi yetkilerle yapabildiğinin izlenmesi de önem kazanacak.
HP’nin araştırması, Türkiye’de çalışanların yapay zekâya yönelik ilgisinin güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Bundan sonraki aşamada kurumların önündeki temel görev, teknolojik dönüşümü çalışanlar için anlaşılır, güvenilir ve sürdürülebilir bir deneyime dönüştürmek olacak.
HP İş İlişkileri Endeksi 2026 araştırmasının kapsamı
HP liderliğinde ve National Research Group (NRG) iş birliğiyle gerçekleştirilen küresel İş İlişkileri Endeksi, bu yıl dördüncü kez yürütüldü. Küresel araştırma, 7 Nisan–13 Mayıs 2026 tarihleri arasında 15 ülkede 19.500’den fazla masa başı çalışanla tamamlandı.
Türkiye verileri ise WRI Lite metodolojisi kapsamında Ağustos 2026’da 300 masa başı bilgi çalışanıyla yapılan araştırmaya dayanıyor. Türkiye sonuçları değerlendirilirken örneklem büyüklüğü ve araştırmanın kapsadığı çalışan grubu göz önünde bulundurulmalı; bulguların Türkiye’deki tüm çalışanları temsil ettiği varsayılmamalı.







